BLOG

blog'a geri dön

0 yorum var - 29 Nisan 2008 00:57

sonra sessizliği bozdu tahir;
- olm bu böyle olmayacak. bi şeyler yapmak lazım, karı kız bulmak lazım.
oturduğum sandalyede hafifçe kaykıldım bir yandan çatalın ucunda asılı duran kek parçasını hafifçe sallayarak önemsiz bir konu üzerinde engin bilgilerimden oluşan bi kuple değerli fikri ortaya çıkaracakmış gibi yaparak;
- portakal
- nasıl abi
- portakallı kek güzelmiş.
tahirin yüzünde öfkeyle karışık hayal kırıklığı ifadesini bir an hissettim. bakışlarımı ona yönlendirerek onu gözlemlediğim hissine kapılmasını istemediğim için umursamaz tavrımı sürdürüyordum.
- bir keki asıl güzel ne yapar bilirmisin tahir?
paketten çektiği tek dal sigarayı yakmakta olan tahir aynı umursamazlığı bana karşı kullanmak istercesine bilmiyorum anlamında omuzlarını silkmişti.fakat ben aklının köşesindeki merak çığlıklarını duyuyor gibiydim, felsefi bir benzetme ile ona istediğini verecektim. ben ise şerefsizin bir dal sigara ikramını bana çok gördüğü gerçeğini aklımın bir köşesine not etmiştim çoktan.
- yanında içtiğin çay..
- çay mı? ne diyosun olm iyimisin?
- eşek herif gitmiyor kuru kuru!
bir an öfkeme yenik düşüp üzerinde ince ince çalıştığım o bilgiç, hayat deneyimi paçasından akan adam tavrım gitmişti. elimde değildi, çay olmadan portakallı kek yenilmezdi..
tahir çay koymak için söylene söylene mutfağa giderken ben bir parça keki daha ağzıma attım. tadı gerçekten güzeldi.
tahir yanından iplerin sarktığı iki fincan çay ile odaya geri geldi, çaylar henuz denizde kan kaybeden canlı misali yavaşça suyu kırmızıya boyuyordu. "bitki çayı olmalı" diye düşündüm. gözlerimi fincandan ayırmadan lafa giriştim;
- erkekler portakallı kektir tahir.
- kek mi?
- evet, eğer yanında onu cazip kılan bir çay yok ise kimse yemek istemez.
tahir düşüncelere dalmıştı. sakince paketinden bir dal sigarasını alıp yaktım.derin bir nefes alıp ortama bırakıp sözüme devam ettim.
- senin çayın nedir tahir? bana çayını göster ki kadınları seni farketmedikleri için suçlayabileyim.
- abi elim yüzüm düzgün, tipsiz değilim, cüzzamlı değilim.
bilmiş bir sırıtış ile arkama yaslandım. o ise verdiği cevabın benden alacağı tepkiyi görmek istercesine saf saf belki biraz mal mal bana bakıyordu.
- kek olmanın kuralı elinin yüzünün düzgün olmasıdır tahir.
fincana uzandım, küçük bir girdap oluştururcasına karıştırıp çayıda kaşığa dolama yontemiyle sıktım ve kültablasına bıraktım. bir yudum aldım..
- çayını kendin belirlemelisin tahir, onun içinde nasıl bir kek olduğunun farkına varmalısın.ben mesela portakallı kekim. ve tatlı bi bitki çayı eşliğinde giderim.
- aaa! evet abi şekeri unuttum.
sandığımdan hızlı tepki vermişti tahir, bu kadar çabuk meseleyi kavrayabileceği gerçeğini düşünmemiştim. bir yandan lafı uzatıp anlayamadıgı gerçeği yüzüne vurma keyfini yaşayamadığım için bozulurken, algısı gelişen bir çırak olarak ise gurur duymuştum.
arkasından seslendim;
- olm bu paket ikimize yetmez.

imamizer 29/04/2008

bu yazıya puanı basanlar: